Neden İkinci Bebeğim Olmuyor?

Yorum yapılmamış
Sekonder İnterfilite

Bir çok kişi için ilk bebekten sonra ikinci kez anne olamamak anlaşılır bir durum değildir. Ne olmuştur da anneliği bir kez daha yaşayamamaktadır. Oysa uzmanlar bu durumun çok sık olarak görüldüğünü belirtiyorlar. Tıbbi olarak bir çok neden ikinci kez anne olmanızı engelleyebilir. Sekonder İnfertilite olarak tanımlanan bu konu hakkında Kadın Doğum Uzmanı Doktor Halit Fırat Erden sizler için yazdı.

  • Sekonder infertilitenin yani ikinci bir bebeğe hamile kalınmamasının aslında primer infertiliteden yani hiç gebe kalınmamış olması durumundan hiçbir farkı yok. Hatta  daha sık görüldüğü düşünülmektedir. Oysa bu durum, doğum yapmış çiftler için şaşırtıcıdır.
  • Çiftlerin en az bir yıl süreyle istemelerine rağmen çocuk sahibi olamamaları gerekir. Ancak çiftlerin yaşı bu süreyi değiştirebiliyor. Örneğin 35 yaşından sonra bu süre 6 aydır. Yirmili yaşlarda daha uzun süre beklenebilirken otuzlu yaşlarda tedavi için gecikmemelerini öneriyoruz.
  • Sekonder infertilite yetersizlik yada zayıflık değil, yalnızca bir sağlık sorunudur. Bu sağlık sorununu duygusal etkilenme olmaksızın yaşamak mümkün değil. Her ne kadar infertilitenin stresi kaçınılmaz olsa da gerginlikleri azaltabilecek birçok adım atılabilir.

İlk üç ayda gerçekleşmiş 3 düşüğüm mevcut. Daha evvelki doğumlar  sonrasında 2 canlı ve 1 ölü doğum yaşadım. Küçük kızım şu an 6 yaşında. Doğum sonrası adetimin başladığı günden itibaren  gebe kalmaya çalışıyorum. Adetim düzensiz ve her ay vücut sıcaklığı takibi de yapıyordum. Daha önceki gebeliklerim öncesi  hiç bu kadar uzun sürmemişti. Bu arada yaşımda ilerledi. Şu an 33 yaşındayım. Eşimde 34 yaşında ve sperm sonucu normal. Bu yüzden her şey bana bağlı gibi geliyor. Endişeleniyorum, ne yapacağımı bilmiyorum. Gebelik şansımızı arttırmak için başka ne gibi yollar gerekli, emin değiliz.

Bana bunları anlatan ama isminin açıklanmasını istemeyen bir anne, aslında kendi durumuna benzer bir çok kadının ortak sorununu dile getiriyordu. İşte size başka bir örnek:

2 yıldır 2. çocuk için bekliyoruz. Acaba bizde gebeliğin gerçekleşmesi için bir problem mevcut mu bilmiyoruz. Doktora başvurmak için gerekli süreyi merak ediyorum. Bu durum sık görülen bir sorun mu? Şu sıralar çok kolayca hamile kalan diğer çiftlere  çok özeniyoruz. Sorunun bizden kaynaklandığını düşünerek suçluluk hissediyoruz. Daha önce gebe kaldığım halde kısırlık yine de söz konusu olabilir mi?

 Hastaların ortak sorusu  şu:

“Daha önce bir çocuk doğurdum. Neden yeni bir bebeğe sahip olamıyorum?”

Bu sorunun cevabı olarak bir çok neden sıralayabiliriz. Ama öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, aslında sekonder infertilitenin yani ikinci bir bebeğe hamile kalınmamasının aslında primer infertiliteden yani hiç gebe kalınmamış olması durumundan hiçbir farkı yok. Hatta  daha sık görüldüğü düşünülmektedir. Çoğu zaman bu durum, doğum yapmış çiftler için şaşırtıcıdır. Çiftler hiç beklemedikleri zamanda kendilerini doğurganlıkla ilgili çözüm yolları ararken bulurlar. Tanı için primer infertilite gibi benzer prosedürlerden geçerler.

Hangi etkenler, ikinci kez anne olmayı engelliyor?

Sekonder infertilite için yapılan incelemede daha önce gerçekleşen gebelik sonrası gelişebilecek endometriozis, kistik hastalıklar, enfeksiyon ve yapışıklıklar gibi gebe kalmayı engelleyici sorunlar araştırılır. Bir çok neden bu durumun oluşmasında etkili olmuş olabilir. Ayrıca yıllar içinde üreme sisteminde meydana gelen değişikliklerle doğurganlık azalmıştır. Hormonal bozukluklar, sperm sayısı, hareketlilik ve morfolojisindeki değişiklikler, sperm ve yumurtanın doğru yer ve doğru zamanda karşılaşmasına engel oluşturan sorunlar sık görülür. Aşırı egzersiz, sıkı giysiler ve travma da sperm koşullarını değiştirebilir. Cinsel ilişki sıklığının azalması yumurtlama düzensizlikleri de bu soruna katkıda bulunabilir. Travmalar, cerrahi girişimler, kronik hastalıklar ve tanı konamamış özel sorunlar da sekonder infertilitede rol oynayabilir.

 Sekonder infertilitede yumurtlama problemleri, tubal nedenler, spermle ilgili sorunlar, bazı ilaçlar olabildiği gibi bazen hiçbir neden bulunamayabilir.

Sekonder infertilite İçin Hangi Tedavi Yöntemi Uygulanır 

Sekonder inferliteyi, çiftlerin en az bir yıl süreyle istemelerine rağmen çocuk sahibi olamamaları durumu olarak tanımlıyoruz. Ancak çiftlerin yaşı bu süreyi değiştirebiliyor. Örneğin 35 yaşından sonra bu süre 6 aydır. Yirmili yaşlarda daha uzun süre beklenebilirken otuzlu yaşlarda tedavi için gecikmemelerini öneriyoruz.

Gerekli incelemelerden sonra uygun tedavi seçeneği hakkında bilgi verilebilir. Aşılama, tüp bebek, mikroenjeksiyon ve yumurtalıkları uyarıcı ilaçların kullanıldığı tedavi planları her çift için farklıdır. Bu nedenle kıyaslama yapılmaması en doğru davranıştır.

Sekonder İnterfilitede Stres Önemli Bir Faktör

Sekonder infertilite yetersizlik yada zayıflık değil, yalnızca bir sağlık sorunudur. Bu sağlık sorununu duygusal etkilenme olmaksızın yaşamak mümkün değil. Her ne kadar infertilitenin stresi kaçınılmaz olsa da gerginlikleri azaltabilecek birçok adım atılabilir. Öncelikle kendi durumu ve hastalığı hakkında daha çok bilgi almak işe yarar.

Eşlerin birlikte iken farklı zamanlarda farklı tepkileri ve duyguları söz konusudur. Bu sağlık problemi eşlerden hangisinde olursa olsun sekonder infertilite de kesinlikle tek bir kişinin değil, bir çiftin problemidir. Bu sorunu çözmeye çalışırken hem fiziksel hem de psikolojik gücünüzün yerinde olması gerekmektedir. Acı ve üzüntü yaşanıyor olabilir ancak unutmayın, bu tepkilerin getirdiği stresi mümkün olan en az düzeye indirgemek ya da kontrol altına alabilmek oldukça önemlidir. Çünkü stres nedeniyle kortizol ve prolaktin hormonlarındaki dengesizlikler yumurtalıkların normal çalışmasını engelleyebiliyor, yine stres ve yorgunluk nedeniyle sperm kalitesi de olumsuz yönde etkilenebiliyor.

Sekonder İnterfilitede Çiftin Psikolojik Durumu Çok Önemli

Bu sağlık problemiyle başa çıkmaya çalışırken ilk yapılması gereken infertilite ve tedavisi hakkında bilgi almaktır. Ancak bu şekilde tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin size getirebileceği duygusal yükleri öğrenebilir ve ileride karşılaşabileceğiniz güçlükleri belirleyebilirsiniz. Daha sonra bir çift olarak bu safhaları nasıl daha kolay geçirebileceğiniz hakkında plan yapabilirsiniz.

Sekonder infertilite, evlilikte sorunlar yaratabilir; bu doğaldır. Ancak bu sorunların tedaviyi  olumsuz yönde etkilememesi için, yalnızca infertiliteden mi yoksa geçmişe ait sorunlar mı kaynaklandığını mutlaka bulmaya çalışmak gerekir.

Çiftler genellikle infertiliteye farklı tepkiler verirler. Bu bireysel tepkilerdeki farklılık; kişilik özellikleri, cinsiyet farkı, kullanılan başa çıkma mekanizmaları ve iletişim düzeyine bağlıdır. Eşlerden biri umutsuzluk ve keder hissederken, diğeri umutlu ve iyimser olabilir. İnfertilite ve tedavisiyle başa çıkmaya çalışırken eşler arasındaki iletişim değişebilir.

Çiftlerden biri tedaviyle ilgili konuları tartışmaktan kaçınabilir. Acı veren  duygulardan korumak amacıyla, duygularını kendine saklayabilir. Ancak böyle bir durumda öfke, suçlama ve suçluluk gibi başa çıkılması güç duygulanımlar ortaya çıkabilir ve ilişkide daha fazla baskı oluşturabilir. İnfertilitenin duygusal yüküyle başa çıkmak erkekler için de güçtür, çünkü erkekler bu tip konuları kolayca paylaşamazlar.

İnfertil çiftlerin ana problemi geniş bir aileye sahip olmaktır. Dolayısı ile zamanla seksüel ilişki gitgide bir takvime bağlı olarak gerçekleşmeye başlar. Böyle bir durumda da cinsellik doğallığı ve romantizmini kaybedip güç ve zevksiz bir iş haline dönüşüp çiftler arasındaki ilişkinin gerginleşmesine yol açabilir.

Çiftlerin çoğu için infertiliteyi kabul etmek çok güçtür. Genellikle ilk tepki inanmamak ve şok duygusudur. Çocuk sahibi olmayı yıllarca planladıktan sonra yaşam planının kesintiye uğradığı hissedilebilir. Bu duygulanım genellikle kısa bir süre devam eder, kişiler bu duyguyu fark ederek kabullenmeye ve gerekenleri yapmaya başladıklarında yaşadıkları şok duygusal olarak zarar vermeyecektir.

İnkar

En sık görülen duygusal tepkilerden biridir. Kişiler infertilite ile karşı karşıya gelmektense problemi inkar etmeyi seçebilirler. İnkar sadece çok uzun süre devam ederse sağlıksızdır, çünkü sizi infertilite gerçeğini kabul etmekten alıkoyar.

Suçluluk

Suçluluk duygusu da infertilite tepkilerindendir. Genellikle infertil olduğunu öğrenen bir kişi geçmişte bu problemin ortaya çıkmasına neden olabilecek yaşantılarını incelemeye başlar. Bazı bireyler geçmişteki seksüel yaşantıları ya da bir düşük nedeniyle cezalandırıldıklarını hissederken, bazıları da fertil eşini bir çocuğa sahip olmaktan mahrum ettiğini hissedebilir.

Suçlama

Özellikle çiftlerden yalnızca biri infertil olduğunda kişilerin birbirini gebe kalmama nedeniyle suçlayabildikleri görülmektedir. Başka bir durum da eşlerden birinin çocuk sahibi olma konusunda daha az istekli olmasıdır. Bu farklılık sonucunda, daha fazla istekli olan kişi, eşine karşı gitgide büyüyen bir öfke, kızgınlık hissetmeye başlayabilir.

Depresyon

İnfertilite ile ilişkili olarak ortaya çıkan yaygın bir tepkidir. İnfertil olma nedeniyle, çok fazla istenilen bir rüyayı gerçekleştirememe, çevredeki kişilerin içinizde bulunduğunuz durumun duygusal yönünü anlamamaları ve çevre baskısı depresyona yol açabilmektedir.

Umutsuzluk

Depresyonla ilgilidir. Tedaviye başlarken çok fazla umutludur ve bu duygu, tedavi sonunda başarı yakalanamazsa tıpkı başlangıçta olduğu gibi umutsuzluk olarak ortaya çıkabilmektedir.

Kontrol kaybı

Çiftler genellikle yaşantılarını en uygun zamanda bir aile olmak üzere planlarlar. Yıllarca doğum kontrolü uygulanarak bir bebeğe sahip olmadan önce iş kariyerini yükseltme, eğitim tamamlama ve ekonomik gücü yükseltme çabaları gibi nedenlerle beklenilmektedir. Ancak bu arada infertil olduğunu öğrenmek kontrol duygusunu altüst edebilmektedir.

Aynı şekilde kişiler tedavi sırasında kendilerini, yaşamlarının diğer alanlarını beklemeye almış bir halde bulabilirler. Yeni bir eve taşınma, eğitime devam etme, iş değiştirme ve benzeri konuları erteleme gibi.

Öfke

Kontrol kaybının ortaya çıkması, yoğun stresle karşı karşıya kalma ve kişinin eşi, ailesi ve arkadaşları tarafından ihtiyacı olan desteği alamaması nedeniyle ortaya çıkarabilmektedir.

Yalnızlık

Yalnızlık hissi infertil çiftler arasında yaygındır ve infertilite ile başa çıkmayı çok daha fazla güçleştirir. İnfertil çiftlerin en fazla yakındıkları konu, içinde bulundukları durum ve tedavi yöntemleri hakkında yakınlarıyla konuşamamalarıdır. Çoğu insan infertilite ile ilişkili olarak yukarıda bahsedilen duyguları anlayamazlar. Dolayısıyla zaman zaman yaptıkları duyarsız konuşmalar infertil çiftleri daha büyük bir üzüntü ve sıkıntı içine sokabilmektedir. Bunun sonucu olarak depresyon ve yalnızlık hissi ortaya çıkabilmekte, çiftler bu tür duygulardan kaçınmak için de kendi kabuklarına çekilebilmektedir.

Category: Hamileliğe Hazırlık, Hamilelik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü