Çocuklarda Zeka: Üstün Çocuklar ve Zihinsel Engelli Çocuklar

Yorum yapılmamış
Üstün Çocuklar ve Zihinsel Engelli Çocuklar

Çocuk Zekası Nasıl Tanımlanabilir?

Zekayı tanımlamak aslında oldukça zordur. Çünkü zeka farklı boyutlardaki becerilerin bir bileşkesidir. Bu boyutların hepsini içerisine alan bir tanım vermek oldukça güçtür. Bunun yerine kısaca “ değişik ortamlarda farklı davranma, tepki verme eğilimidir (yeteneğidir)” diye tanımlanabilir. Belki de en doğrusu zekayı tanımlamak yerine zekayı oluşturan etmenlerden, boyutlardan bahsederek konuyu açmaktır.

Kaç türlü zekadan bahsedebiliriz? 

Zekayı tek bir etmenden oluşuyormuş gibi gösteren ve buna dayanarak zeka testlerine aşırı bağlılık ile çocuğu tanımayı hedefleyen anlayış bugün artık önemini oldukça yitirmiştir. Bilim adamları bugün çoklu zekadan, duygusal zekadan, ahlak zekasından, liderlik zekasından, yöneticilik zekasından vs bahsetmektedirler. En azından artık bilim adamları zekanın tek bir etmenden oluşmadığı konusunda hemfikirler. Bu nedenle de farklı yeteneklere yönelerek bireyleri bu yönleriyle tanımamız için dikkatimizi farklı zeka alanları üzerine çekiyorlar.

Örneğin Gardner 1983’te çoklu zeka teorisini açıklarken farklı zeka alanlarından bahseder. Bunlardan birisi konuşma, yazma ve okuma gibi dile dayanan becerilerle ilgili dilsel zeka alanıdır. Yazarları, şairleri, hatipleri üstün yapan da bu alandır. Mantıksal/ matematiksel zeka ise problem çözme, hesaplama gibi becerilerle ilgili zeka alanıdır. Matematikçileri, bilim adamlarını üstün yapan da bu alandır. Görsel/ alansal zeka alanı ise çizme, boyama, mekan tasarlama gibi becerilerle ilgilidir. Mimarları, grafikerleri, ressamları üstün yapan bu alandır denilebilir. Bedeni bir amaç doğrultusunda kullanmayı gerektiren zeka alanı ise bedensel/ kinestetik zeka alanıdır. Dansçılar, sporcular gibi kişileri üstün yapan da bu alandaki zekanın gücüdür. Müziksel/ ritmik zeka müzikle ilgili olan tüm becerileri (müzik aleti çalma, şarkı söyleme gibi) kapsayan zeka alanıdır. Şarkıcıları, bestecileri, virtüözleri bu alandaki yetenekleri etkilemektedir. Kişiler arası ilişkiler ile ilgili zeka ise kişiler arası ilişkileri anlayan, kişiler arası ilişkileri kuran ve sürdüren zeka alanıdır. Delegeleri, politikacıları, liderleri üstün yapan zeka alanlarından birisi de budur diyebiliriz. Gardner son olarak kişiye dönük zekadan bahseder. Kişinin kendini gerçekçi tanımasını, yönlendirmesini, bağımsız çalışmasını, mistik ve tasavvufi konularda düşünmesini, hayal kurmasını vs sağlayan zeka alanıdır.        

Beynin gelişimi, çevresel faktörler ve zeka

Beyin hücreleri döllenmenin 3. haftasından başlayarak çoğalır ve gelişir. Yaşamın ilk yılında beyin hücrelerinin sayıca azalmasına karşın, aktif olarak kullanılan beyin hücreleri arasındaki bağlar artarak ve güçlenerek beynin karmaşık yapısını oluşturmaya başlar. 

Beynin karmaşık yapısının oluştuğu doğum öncesi ve doğumu takip eden ilk beş yıl şüphesiz ki zekanın oluşumu için de son derece önemli bir dönemdir. Genetik yapının yanı sıra, doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası oluşan pek çok faktör çocuğun beyin gelişimini, dolayısıyla zekasını olumsuz yönde etkileyebilir. Bunlardan anne ile ilgili olarak doğum öncesi etkili olabilecek faktörler olarak; annenin yaşı, beslenmesi, hastalıkları, radyasyona maruz kalması, geçirdiği kazalar, travmalar, kullandığı ilaçlar, madde bağımlılıkları, psikolojik durumu sayılabilir. Ayrıca doğum sırasındaki koşulların hijyenik olmaması, riskli doğumlar, yanlış ve/ veya geç müdahale, erken ya da geç doğum gibi bazı faktörler, olumsuz etkenler olarak düşünülmelidir. Doğum sonrasında ise; çocuğun geçirdiği hastalıklar, beslenme bozuklukları, gelişimsel anormallikler, kazalar, travmalar, istismara maruz kalma, yetersiz ev koşulları gibi pek çok faktör çocuğun tüm gelişimini, dolayısıyla da zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.

Bilinçli anne-baba/ Bilinçli toplum

Özellikle yaşamın ilk yıllarında çocuğa sunulan zengin ve uygun uyaranlar, çocukta keşfetmesi için merak uyandırır. Bu uyaranların çocuğun duyuları ile alınması ve yorumlanması sonucu öğrenmeler gerçekleşmeye başlar. Çok basit düzeyde olan ilk öğrenmelerin yerini, daha karmaşık öğrenmeler alır. Başka bir ifadeyle çocuk çevrenin ona sunduklarını beyin hücrelerinde işler ve kendi beynini gittikçe daha karmaşık bir düzeye doğru geliştirir. Çocuğun bu çabasının öneminin bilincinde olan aileler kendilerine  “Çocuğumun zihinsel gelişimine nasıl daha çok katkıda bulunabilirim?” sorusunu sormalı ve cevabını araştırmalıdır.

Her ne kadar sosyal ve fiziksel çevre zihinsel gelişim üzerinde son derece önemli bir etkiye sahipse de, bireyin doğuştan getirdiği özellikler de vardır. Çok yetersiz bir çevrede yetişen, kendisini zeka ve yetenekleriyle kanıtlamış üstün bilim adamları  ve işadamları gibi insanların varlığı bize doğuştan getirilen bireysel özelliklerimizin de etkili olduğunun bir göstergesidir. Diğer taraftan ise sosyo-ekonomik koşulların çok iyi olmasının ise bireyin üstün özelliklere sahip olmasını garanti etmediğini görmekteyiz.

Ebeveynler ve yetişkinler olarak çocuklara karşı sorumluluğumuz çocuğun fiziksel, duygusal, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarının karşılandığı ortamları oluşturmaktır. Çocukla duygusal ve sözel iletişimin doğru kurulduğu, çocuğun gelişim düzeyine uygun, zihinsel gelişimini destekleyen eğitsel uyaranların bulunduğu ve çocukla zamanın niteliği ve niceliğinin verimli harcandığı temelde ise sevgi ve güvene dayalı ortam şüphesiz ki çocuğun doğuştan getirdiği özellikleri sonuna kadar ortaya çıkarmasına ve geliştirmesine katkıda bulunacaktır. 

Doğuştan getirilen özellikler ile beynin gelişimindeki farklılıklar, bireylerin farklı öğrenme hızlarına sahip olmalarına neden olur. Bu bize çok zeki bir çocuğun yaşıtı bir başka zeki çocuktan niçin daha yavaş öğrendiğini açıklar. Bu nedenle çocuk için gösterilen çaba kadar onun beyin yapısının olgunlaşması da önemlidir. Bilinçli anne baba ve bilinçli eğitimciler bu olgunun farkına varan ve çocuğun bireysel gelişimine saygı duyan ve onu gücünün üstünde çaba harcamaya zorlamayan kişilerdir.

Belki de anne babaların ve eğitimcilerin bilmesi gereken en önemli husus, çocuğun bütünsel yapısının zeka testlerine dayanarak tek bir zeka boyutuna indirgenemeyeceği gerçeğidir. Bu nedenle çocuğun sadece matematikteki veya okuma-yazmadaki başarısına odaklanan bir anlayış onu sadece iki boyutuyla ele alır ve diğer tüm özelliklerini hiçe sayar. Bu ciddi bir adaletsizlik ve haksızlıktır. Bu anlayışa göre eğitim ve öğretimin düzenlenmesi ise başka bir ciddi adaletsizlik ve haksızlıktır. Eğitimin bireysel özelliklere, ilgi ve ihtiyaçlara göre düzenlenmesi böyle bir tehlikeyi bertaraf edecektir.

Üstün çocuklar

Bazı çocuklar ise doğuştan getirdikleri özellikler konusunda şanslı oldukları, sinirsel yapıları daha çabuk olgunlaştığı ve istenilen olumlu çevresel koşullara sahip oldukları için şanslıdırlar ve gelişim basamaklarını yaşıtlarına göre ikişer, üçer atlayarak çıkar ve bu üstün özellikleriyle hemen çevrenin dikkatini çekerler. Üstün zeka ve özel yetenekleri olan çocuklar kendilerini yetişkinlere fark ettirmişler ise ve çevresel koşullar onlar için uygun şekilde düzenlenmiş ise daha da şanslıdırlar. Eğitimci, özel eğitim uzmanı, psikolog gibi uzmanların birbiriyle ve aileyi de içlerine katarak gerçekleştireceği ekip çalışması, çocuğun sadece tek bir alandaki yetenekleri kadar (matematik, dil gibi) diğer alanlardaki yeteneklerini de bütünsel olarak ele alıyor ve destekliyor ise amacına ulaşmıştır. Oysa çoğu zaman çocuk için en doğru olanı yapma arzusu ona zarar veren istenmeyen boyutlara ulaşabilir. Örneğin; matematiği çok iyi olan bir çocuğun sadece bu yönüne odaklanmak ve tüm eforu bu alana kaydırmak sağlıklı bir yaklaşım değildir. Diğer taraftan çoğu anne babanın duymak istediği üstün özelliklere sahip bir çocuğa sahip oldukları müjdesi, çoğu zaman gereksiz telaş ve yanlış yönlendirmeler neticesinde çocuğa ciddi boyutta zarar veren bir yöne kolayca kayabilir. Anne babalar subjektif görüşlere (çocuğunun çok zeki ve yetenekli olduğuna inanmak gibi) sahip olabilirler veya çocuklarıyla ilgili olarak erken ve kendi başlarına bazı kararlar ( çocuğuna çok erken yaşta zeka testi yaptırmak, üstün çocukların eğitim gördüğü okulları araştırmak gibi) verebilirler. Oysa bu konularda uzmanlara danışmalarında  ve onların görüşlerini almalarında yarar vardır.

Üstün çocuklar hangi özellileriyle dikkat çeker?

  • FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ: Doğum anından itibaren fiziksel gelişimlerindeki olumlu özellikleri ile dikkat çekerler. Doğum ağırlıkları, boyları normaldir. Genelde yaşıtlarından daha önce bazı becerileri kazandıkları gözlenir. Örneğin daha evvel başlarını dik tuttukları, oturdukları, yürüdükleri gibi. Hastalıklara yakalanma riski daha azdır. Zihinsel alanda üstün olan çocukların, bedenlerini daha koordineli bir şekilde kullanabildikleri gözlenir. 
  • KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ: Olumlu çevresel koşullar sağlandığı taktirde, genelde duygusal olarak daha sosyal, bağımsızlık davranışı ve kendine güven duyguları gelişmiş, öğrenmeye meraklı, sürekli soru soran, yüksek seviyeli hedefleri olan, hedefe ulaşmak için gerekli motivasyona sahip, içsel kontrolleri ve sorumluluk duyguları fazla, liderlik özelliklerine sahip gibi olumlu kişilik özelliklerine sahip oldukları söylenilebilir. Daha çok kendilerinden büyük veya gelişim düzeyleri, yetenekleri kendilerine yatkın çocuklarla arkadaşlığı tercih ederler.
  • ZİHİNSEL ÖZELLİKLERİ: En belirgin özellikleri çok çabuk ve kolay öğrenmeleridir. Nerede ve nasıl soru soracaklarını bilirler. Adeta özel bir soru sorma yetenekleri vardır denebilir. Olaylar ve nesneler arasında sebep-sonuç ilişkisi kuran, akıl yürütmede yetenekli, kavramları daha çabuk öğrenen, okuma-yazma, matematik gibi alanlarla ilgili becerileri daha çabuk kazanan özelikleri ile dikkat çekerler. 
  • DİL GELİŞİMLERİ: Genellikle konuşmaya yaşıtlarından daha erken başlarlar. Konuşma ile ilgili becerileri (kelime haznesi, gramer kurallarına uygun cümleler kurma, duygu ve düşüncelerini sözel ifade etme gibi) yaşıtlarından daha ileri düzeydedir. 
  • DİĞER ÖZEL YETENEKLERİ: Bazı çocuklar ise resim, müzik, bale gibi görsel, işitsel veya bedensel performans gerektiren dallarda diğer çocuklardan daha üstün becerilere sahiptirler ve bu özellikleriyle dikkati küçük yaşlardan itibaren çekmeye başlarlar. 

Şüphesiz ki gelişim alanlarını oluşturan özellikler çok daha zengindir. Bu özellikler ele alındığında görülür ki, her çocuk farklı alanlarda, farklı düzeylerde bireysel özellikler taşır ve bu nedenledir ki her birey dünyada tektir. Bu bizi eğitiminde mümkün olduğunca bireysel olması ve tüm yeteneklerimizi geliştirmemize destek olması gerektiği düşüncesine götürür. 

Üstün çocuklara sahip anne babalara öneriler

  • Çocuğunuzu üstün kılan özellikleri erken fark edin.
  • Uzmanlarla işbirliğine giderek gözlemlerinizin doğruluğunu araştırın ve ileriye dönük kararlarda önerilerini alın. 
  • Çocuğa zengin uyaranlı ve tüm duyu organlarını kullanmasına olanak sağlayan bir çevre sunmaya çalışın. 
  • Çocuğunuzun özelliklerini çok iyi tanıyın. Gelişim özelliklerine uygun bir çevre sunmaya çalışın. Seçeceğiniz oyun materyalleri, oyun türleri, hikaye kitapları vs ancak onun gelişim özelliklerine uygun ise yararlıdır. Onu, kendi gelişim düzeyinde düşünmeye itmeyen çok kolay gelen veya onu çok zorlayan materyaller, oyunlar, hikayeler vs yarar sağlamadığı gibi çocuğunuz üzerinde olumsuz etki de yapabilirler. Çocuğunuz için en uygun olanı seçmede uzmanlardan yardım alabilirsiniz. 
  • Oyun materyallerini çok yönlü kullanması için onu cesaretlendirin. 
  • Keşifler yapmasına olanak sağlayın. 
  • Soru sorması için cesaretlendirin. 
  • Sorularına kendisinin yanıt bulmasında yardımcı olun. 
  • Hatalara uğramanın doğal olduğunu hissettirin, olumsuz sonuçların nedenlerini kendisinin bulmasına yardımcı olun. Ve tekrar denemeler yapması için cesaretlendirin.
  • Çocuğa sürekli olarak üstün olduğunu hissettirerek kişiliğine zarar vermeyin. 
  • Çocuğun sadece sizin gözlediğiniz üstün olduğu bazı özelliklerine odaklanmadan, diğer gelişim alanlarına da, özellikle duygusal ve sosyal gelişimine ve motor gelişimine gereken önemi vererek bütünsel gelişimini sağlayın. 

Zihinsel engelli çocuklar

Bazı çocukların ise yaşıtlarından daha geç ve güç öğrendiğini, bunun ise beynin yapısındaki bazı problemlerden kaynaklandığını biliyoruz. Bu çocukların da uygun çevre koşulları sağlandığı taktirde, belki yaşıtlarından biraz daha yavaş ama gelişimin basamaklarını diğer çocuklar gibi tırmandığını görürüz. Bu çocukların ihtiyacı öncelikle onların bu özelliklerini kabul eden ve bilinçli bir şekilde çocuğunu destekleyen bir anne babaya sahip olmaktır. Daha sonra ise toplumdan beklenen, erken tanı aşamasının ardından çocuğun ihtiyaçlarına uygun, onları ilerde mutlu, kendi kendine yeten, üretken kılacak, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda hazırlanmış eğitim-öğretim olanaklarının onlara sağlanmasıdır. 

Zihinsel engelli çocuklar hangi özellikleriyle dikkati çekerler

  • FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ: Doğum anından itibaren fiziksel gelişimlerindeki olumsuz özellikleriyle dikkati çekerler. Bedensel ve duyusal ( görme, işitme gibi) geriliğe sıklıkla rastlanır. Örneğin başlarını yaşıtlarına göre daha geç dik tuttukları, oturdukları, yürüdükleri, dişlerini geç çıkardıkları gibi. Yetersiz el- göz koordinasyonu, dengede durmada güçlük gibi özellikleri de gözlemlenir. Dirençsizdirler. Hastalıklara yakalanma riski diğer çocuklara göre daha fazladır.
  • KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ: Kendilerine güvenleri azdır. Sorumluluk almaktan kaçınırlar, duygu ve düşüncelerini ifade etmekte zorlandıkları için zaman zaman uç tepkiler ( kırıp-dökmek, bağırmak, kendilerine veya başkalarına yönelik saldırganlık gibi) verebilirler. Yeni durumlara kolayca uyum sağlayamadıkları için her yeni durum karşısında gerginlik, sinirlilik, direnme veya kaçma davranışı gösterebilirler. Kendilerinden yaşça küçük çocuklarla oynamayı tercih ederler. Oyun ve toplum kurallarını öğrenmede zorlanırlar. Çabuk pes ederler, sebatsızdırlar. 
  • ZİHİNSEL ÖZELLİKLERİ: En belirgin özellikleri geç ve güç öğrenmeleridir. Bellekleri (hafızaları) güçlü olmadığı için çabuk unuturlar. Yönergeleri anlamakta zorlanırlar. Soyut kavramları öğrenmeleri zordur. Nesneler ve olaylar arasında ilişki kurmaları güçtür. Daha önceki bilgilerinden yola çıkarak, bilgilerini yeni ve benzer durumlara transfer etmeleri ve genellemeler yapmaları zordur. Okuma- yazma, matematik gibi alanlarda yaşıtlarından daha çok zorlanabilirler. 
  • DİL GELİŞİMLERİ: Genellikle konuşmaya yaşıtlarından daha geç başlarlar. Dil gelişimlerindeki gerilik ve yetersizlik en belirgin özelliklerinden birisidir. Konuşma ile ilgili becerileri (kelime haznesi, gramer kurallarına uygun cümleler kurma, duygu ve düşüncelerini sözel ifade etme gibi) yaşıtlarından daha geri düzeydedir. 

Zihinsel engelli çocuklarda geniş bir yelpaze içerisinde birbirinden çok farklı özellikler taşırlar. Bu nedenle her özellik her çocukta görülmeyebilir veya bunlardan daha farklı özellikler çocukta kendini gösterir. 

Zihinsel engelli çocuklara sahip anne babalara öneriler

  • Çocuğunuzun özelliklerini erken fark etmeye çalışın. 
  • Uzmanlarla işbirliğine giderek erken tanı konusunda yardımcı olun ve ileriye dönük kararlarda önerilerini alın.
  • Eğitime mümkün olduğunca erken başlayın. Unutmayın ki beynin yapısal gelişimi ilk yıllarda büyük ölçüde tamamlanır. 
  • Çocuğunuzun, onun için en uygun olan kurumda eğitim almasını sağlayın. 
  • Çocuğunuzun topumdaki diğer bireylerle kaynaşması son derece önemlidir. Bu konuda uzmanlarla işbirliği yapın. 
  • Çocuğunuzu ve diğer aile üyelerini toplumdan mümkün olduğunca soyutlamamaya özen gösterin. 
  • Eğitim süresince uzmanlarla işbirliğini sürdürün. 
  • Çocuğunuzun yapamadıklarına değil, yapabildiklerine odaklanın. Daha ileriye doğru gitmesi için yollar deneyin. 
  • Çocuğunuzu yapabilecekleri konusunda destekleyin. Mümkün olduğunca bağımsız olarak yaşayabilmesini sağlayacak becerileri kazanmasına yardımcı olun. Örneğin yemeğini kendisinin yemesi, ellerini yıkaması, tuvalete gitmesi için ona şans tanıyın, yardımcı olun. 
  • Çocuğa zengin uyaranlı bir çevre sunun. 
  • Onunla bol bol konuşun, oynayın, okuyun. 
  • Çocuğunuzun tüm gelişim alanlarına gereken önemi vererek bütünsel gelişimini sağlayın.
  • Özellikle çocuğunuzun ileride üretken olacağı bir meslek sahibi olmasına çalışın. 

Çocukları üstün, engelli olarak ayırmak yerine, onları birey olarak görmek, özelliklerini bu noktadan hareketle kabul edip anlamak en önemli olandır. 

Bütün bu belirtilenleri tek bir cümleyle özetleyebiliriz. 

“ her çocuk aslında bir birey olarak üstün özelliklere sahiptir. Yeter ki biz yetişkinler çocuklarımıza üstün hizmetler sunabilelim.”  

Doç. Dr. Yıldız Güven

Category: Çocuk Gelişimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü